|
Kathleen Turner, bu kitapta başkasının düşüncelerini kontrol edebilme veya yönlendirebilme konusunu geniş bir açıdan ele alıyor. Uygulanan metodları, bunların beyindeki etkisini ve nasıl önlemler alınabileceğini fazla detaya girmeden açıklıyor. Her ne kadar kitabın adı 'Beyin Yıkama' olsa da,
bu terim için çizilen kapsamın dışındaki olgular da anlatılıyor.
Beyin yıkama popüler bir terim. Bazı süreçler sonunda ve kısa bir zaman diliminde bireylerin inanç ve düşüncelerinde köklü değişikliklerin oluşmasına bu isim veriliyor. Ama zaten herkesin inanç ve düşünceleri zaman içinde doğal olarak değişebiliyor. Dolayısı ile neyin beyin yıkama neyin ise doğal bir değişiklik olduğunun ayrımını yapmak oldukça güç. Bu nedenle yazar eğitim ve reklam gibi uzun zamanlar içinde etkili olan süreçleri de kitap kapsamında anlatıyor.
Bu konudaki kitapların çoğu -okumadım ama herhalde - daha çok konunun politik, ideolojik, sosyal ve ahlaki yönü ile ilgilidir. Turner'ın bakış açısı ise daha çok beynin yapısı ile ilgili ve hem beyin yıkama süreçlerini hem de önlemleri bu yapı üzerinden hareketle açıklamaya çalışıyor. Beyin yıkama kavramı pekçok sosyal, politik, teolojik ve ideolojik çağrışımı da beraberinde getirmesine rağmen bu konularda derin tartışmalardan kaçınılmış ve olabildiğince tarafsız kalınmış. Bu da kitabı, bilişsel bilim ile ilgilenenler açısından ilginç kılıyor.
Kitabın ilk bölümleri konuya genel bir giriş. 'Beyin yıkama'
terimin genel bir tanımı, kökeninin incelemesi ve örnek olayları
içeren ve bu konuda genel kültürümüzü arttıran bir okuma.
Bunu bireyler üzerinde totaliter idarelerin etkileri , din
ve politika, kült gruplar, sosyal grup etkileri gibi diğer
genel konular izliyor.
Bu bölümü 'beyin yıkama' konusunda insanların düşünce yapısını etkileyen reklam, eğitim, psikoterapi, askerlik, adalet sistemi, aile içi şiddet (domestic abuse), işkence gibi olguların da kısa bir incelemesini izliyor.
Bunun ardından, bilişsel bilim kitaplarının olmazsa olmazı
olan 'beynimizde bir sürü hücre vardır, bunlara nöron denir'
diye başlayan ve beynin yapısını anlatan bir bölüm var. Bilmeyen
için bilgilendirici, yirminci kere aynı şeyleri okuyanlar
için sıkıcı bir bölüm. Bu bölümün ardından, beyindeki düşünce
ve davranışlar ile ilgili yapılar ve bunları nasıl süreçlerin
etkilediğinin bir tartışması var. İlginç bir bölüm ama burada yer alan bazı savlar biraz
tartışma götürür.
Kitabın son bölümleri ise daha çok bu konuda nasıl yönemler var ve bunlara karşı nasıl önlemler alınabilir kavramları üzerinde duruyor. Bunu yaparken de ortaya konan beyin modeli ile metodların ve önlemlerin etkileri açıklanmaya çalışılıyor. Merkalısı için hemen belirtelim, en azından şimdilik bu konuda garantili metodlar yok.
Kitapta bazı yerler yeterince detaylı değil veya bazı savlara katılıp katılmamak okuyucuya kalmış. Ama hem bilimsel, hem sosyal hem de ahlaki bir sorunu ele alması bakımından oldukça ilginç bir okuma. Ayrıca klonlama ile genetik biliminin karşı karşıya geldiği ahlaki sorunlar gibi, bilişsel bilimin de zaman
içerisinde benzer dertleri olacağının bir habercisi. Meraklısına tavsiye olunur.
|