|
Havaalanı güvenliğinden her geçişimde, görevi
tüm gün bir ekrandan geçen çantaların içinde silah olup olmadığına
bakmak olan görevlinin sıkılıp sıkılmadığını düşünürüm. Çünkü bunca
yıldır seyahat ederim daha birşey yakaladıklarına şahit olmadım.
Haklarını yemek istemiyorum aslında. Frankfurt havaalanında çalıştığım
sırada bu kontrollerde yakalanan ve içi genelde oyuncak bıçak ve
tabancalarla dolu bir kutu olduğunu hatırlıyorum. Ama acaba bıkkın
görevlilerin gözle yaptığı bu kontroller, arananın ne kadarını gerçekten
bulabiliyor.
Jeremy Wolfe, Todd Horowitz ve Naomi Kenner'den
oluşan bir araştırma ekibinin 2005 yılında yaptıkları bir araştırmaya
göre durum pek parlak değil aslında. Eğer bir görsel aramada, aranan
nesneye sıklıkla rastlanmıyor ise, gözlemcilerin arananı gözden
kaçırma oranları artıyor. Bu da özellikle havaalanı güvenliği veya
mamogramda tümör aramak gibi, dikkatle yapılması gereken ama arananın
bulunma oranının çok düşük olduğu durumlarda ciddi bir sorun oluşturuyor.
Örneğin, mamografi çıktılarının sadece binde üçünde gerçekten tümöre
rastlanıyor. Havaalanında, içinde silah benzeri cisimler olan çanta
oranının daha az olduğunu düşünebiliriz sanırım. Yapılan araştırmaya
göre, eğer aranan nesnenin gerçekten orada olma olasılığı %50 ise,
hata oranı %7 dolayında oluyor. Ama olasılık %10'a düştüğünde hata
oranı %16'ya, %1'e düştüğünde ise %30'a çıkıyor. Binde üç için bir
rakam verilmemiş ama sanırım yakalanan silahların ve tümörlerin
yakalandığına şaşmak gerekiyor bu durumda.
Bu sorunun nedeni, insan beyninde görsel arama
sırasında, arananın bulunup bulunmadığına karar veren bilişsel sistemlerin
çalışma şekli. Bir arama yaparken, aradığımızı bulursak arama işlemimiz
herhangi bir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde başarı ile
bitmiş demektir. Ama eğer bulamazsak, bu durumda bir karar vermemiz
gerekir: Gerçekten aranan yok mu yoksa daha titiz bir şekilde aramaya
devam etmeli miyiz? Araştırmalar bu kararın verilmesinde insan beyninin
bir eşik değeri kullandığını ve bu eşik değerinin duruma göre sürekli
olarak yeniden ayarlandığını söylüyor. Hata yapıldığına bu eşik
yükseltilerek daha uzun zamanda daha dikkatli bir arama yapılması
yapılıyor. Ama sonuç başarılı olduğu sürece ayrılan zaman ve harcanan
dikkat azaltılıyor. Aranan nesnenin olma ihtimali yüksek ise hata
yapma riski de yüksek olduğu için bu eşik değeri yüksek tutuluyor.
Ama aranan nesneye çok seyrek rastlandığı durumlarda, gözlemciler
her zaman başarı ile 'bulunamadı' diyerek eşik değerini aşağı çekiyor.
Böylece bir süre sonra, arama için ayrılan süre, bu tür bir aramanın
başarılı olması için gereken ortalama sürenin altına düşüyor.
Araştırmada bunu engelleyebilmek için bazı metodlar
da denenmiş. Mesela görevlilerden hem çok sık görülen bazı şeyleri
(mesela iPod) hem de seyrek görülen nesneleri raporlamaları istenmiş.
Ama bu durumda seyrek görülen nesneler için hata oranı azalacağına
daha da artmış.
Hem havaalanı güvenlik incelemeleri hem de tümör
teşhisinde bilgisayar destekli sistemler üzerinde çalışılıyor. Şüpheli bir görüntüye rastladıklarında gözlemciyi
uyararak daha dikkatli bakmasını sağlamayı hedeflleyen ama bu tür
sistemler henüz araştırma aşamasında. Bu sistemler geliştirilip devreye girene kadar,
bu konulara fazla kafayı takmamak gerekiyor sanırım.
Referanslar
Wolfe, Horowitz, Kenner (2005) Rare
items often missed in visual searches, Nature, Vol 435, 439-440.
Wolfe, Horowitz, Kenner (2005) Rare
items often missed in visual searches, Supplementary Information.
|