Kavanozda Beyin

Bilişsel Bilim

Cognitive Science

Tercüme - Neredeyim? - Danniel Dennett - Bölüm 3

Google
 
Web www.bilissel.net

Neredeyim? Bölüm 3. (Bölüm 1 için tıklayınız)

Danniel C. Dennett

Savaş başlığını bulduğumda beynimi yanıma almadığıma gerçekten memnun oldum çünkü yanımda getirdiğim Geiger sayacının ibresi deliye dönmüştü. Normal telsizim ile Houston'u aradım ve operasyon kontrol merkezine durumum ve gelişmeler hakkında bilgi verdim. Onlar da bana, yaptığım gözlemler ışığında bu savaş bağlığını nasıl etkisiz hale getireceğim konusunda bilgi verdiler. Tam kaynak cihazım ile çalışmaya başlayacaktım ki başıma korkunç birşey geldi. Aniden duvar gibi sağır olmuştum. Önce sadece kulaklıklarım bozuldu sandım ama kaskıma elimle vurduğumda da birşey duymadım. Belli ki ses duyusu bağlantıları bozulmuştu. Artık Houston'u yada kendi sesimi duyamıyordum ama konuşabilirdim ve onlara neler olduğunu anlatmaya koyuldum. Tam cümlemin ortasında bir sorunum daha olduğunu farkettim. Ses tellerim felç olmuştu. Sonra sağ elim hissizleşti - bir verici daha bozulmuştu. Gerçekten de büyük bir sorunum vardı. Ama daha kötüsünün de başıma gelmesi yakındı. Bir iki dakika sonra kör oldum. Şansıma sövdüm, bir de beni bu işe bulaştıran bilim adamlarına. Burada Tulsa'da toprağın kilometrelerce altında radyoaktif bir delikte kör, sağır ve dilsiz kalmıştım. Sonunda beyin bağlantılarımın sonuncusu da bozuldu ve birden daha farklı ve daha şaşırtıcı bir sorun ile karşı karşıya kaldım: az önce Oklohama'da canlı canlı gömülmüş iken şimdi Houston'da vücutsuz kalmıştım. Durumumun farkına varmam biraz zaman aldı. Zavallı vücudumun kilometrelerce uzakta, kalbi atar ve hala nefes alır bir halde ama bunun dışında bir kalp donörü kadar ölü bir halde, kafatasının içinde işe yaramaz bir sürü elektronik ıvır zıvır ile yattığını anlamam için dehşet dolu birkaç dakika geçmesi gerekti. Daha önce bana imkansız gibi gelen bu bakış açısı kayması şimdi oldukça doğal bir şekilde olmuştu. Kendimi, Tulsa'daki delikteki vücudumün içinde düşünmek biraz çaba ile mümkün olsa da, bu yanılsamayı sürdürmekte zorlanıyordum. Oklahama'da olduğumu düşünmek tabii ki bir yanılsama idi. O vücut ile tüm bağlantım kopmuştu.

O anda, kuşku ile yaklaşılması gereken aydınlanma anlarından birini yaşadım. Fizikalist prensiplere ve varsayımlara dayanan bir şekilde ruhun maddesel olmadığının etkileyici bir gösterimi ile karşı karşıyaydım. Tulsa ve Houston arasındaki son radyo sinyali de koptuğunda, ben Tulsa'da Houston'a ışık hızında gitmemiş miydim? Ve bunu kütlemde herhangi bir artış olmadan yapmamış mıydım? A'dan B'ye bu hızda giden şey kuşkusuz ki bendim, yada ruhum veya aklımdı - benliğimin ve bilincimin kütlesiz merkezi. Bakış açım ise biraz geride kalmıştı ama bu da benim kişinin bakış açısının dolaylı yönünün farkına varmamı sağladı. Bunun ile fizikalist bir filozofun, benlik hakkındaki tüm söylemleri bir yana bırakmadan nasıl baş edeceğini bilemiyordum. Ama bu 'ben olma' hali insanın o kadar içine işlemiş ki bunun inkarı bana ilginç bir şekilde akıl almaz, aynı zamanda Kartezyen olumsuzlaması 'non sum' gibi sistematik olarak çok şaçma geliyordu.

Daniel Dennett - Filozof

'Neredeyim?' ve benzeri birçok ilginç yazı Hofstadter ve Dennett'in beraber derlediği 'The Mind's I' kitabında bulunabilir.

Felsefi bazı buluşlar yapmanın zevki, durumumun umutsuz ve umarsızlığı içine düştüğüm dakikalar ve hatta saatler boyunca tek yoldaşım oldu. Vücudumun fenemonolojisi olmadan daha da kötü bir hal alan panik dalgaları ve baş dönmeleri geçirdim. Kolları titreten adrenalin salgısı yok, kalbimin atışının hızlanması yok. Bir ara karın boşluğumda bir düşme hissi algılar gibi oldum ve bu benim bir süre için beni bu duruma düşüren olayların tersini yaşamaya başladığımı düşünmeme, bir vücuda geri dönüş oldğunu sanmama yol açtı. Ama bu hissin izolasyonu ve tekliği benim, diğer organları kesilen insanlarda olduğu gibi, fantom vücut sendromları algılamaya başladığıma ikna olmamı sağladı.

Ruh halim alt üst olmuştu. Bir tarafta felsefi buluşumun keyfi ile kendimi iyi hissediyor ve bu buluşumu nasıl bir dergide yayınlayabileceğimi düşünüyor (ki düşünmek hala yapabildiğim az sayıda işten biriydi), ama diğer yandan acı ve yanlızlık içinde, korku ve belirsizlik dolu anlar yaşıyordum. Allahtan bu çok uzun sürmedi çünkü yaşam destek takımı beni uzun süren, rüyasız bir uykuya gönderen bir ilaç verdi. Uyandığımda, Brahms'ın en sevdiğim piyano triolarından birini inanılmaz bir netlikte duyuyordum. Demek bunun için benden en sevdiğim eserlerin bir listesini istemişlerdi. Kulaklarım olmadan duyduğumu anlamam çok zaman almadı. Müzik setinin çıkşlarını bir şekilde beynimin ses bağlantılarına bağlamayı becermişlerdi. Brahms ile doğrudan bağlantıda olmak her müzik tutkununun yaşamak isteyeceği inanılmaz bir deneyimdi. Müzik bitince, bir mikrofon aracılığı ile protez kulağıma konuşan proje yöneticisinin güven verici sesini duymak beni pek şaşırtmadı. Anlattıkları, neler olduğu konusunda yaptığım tahminlerin haklı olduğunu anlamamı sağladı. Ayrıca beni tekrar vücutlandırmak konusunda çalıştıklarını söyledi. Daha fazla bilgi vermedi ve biraz daha müzik dinledikten sonra kendimi uykuya dalar buldum. Daha sonra öğrendiğime göre, bir yıla yakın bir süre uykuda kalmışım. Uyandığımda bütün duyularım yerli yerinde idi. Ama aynaya baktığımda, tanımadığım bir yüz görmek beni şaşırttı. Sakallı ve biraz daha kilolu, benim daha önceki yüzüm ile bir akrabalığı var gibi görünen, aynı zeka dolu bakışlar ve kararlı karaktere sahip ama kesinlikle farklı bir yüz. Biraz özel bir inceleme benim tamamen yeni bir vücudum olduğunu anlamamı sağladı ve proje yöneticisi de bu gözlemimi onayladı. Yeni vücudumun geçmişi hakkında bir bilgi vermeye pek gönüllü olmadı ve ben de (şimdi çok akıllıca olduğunu düşündüğüm bir davranış ile) bunu sorgulamadım. Bu durumumun farkında olmayan bazı filozofların son zamanlarda ileri sürdüğü gibi, yeni bir vücut insanın benliğini etkilemezdi. Yeni sesime, yeni kas kuvvetime ve zayıflıklarıma biraz alıştıktan sonra kişiliğim büyük oranda değişmeden kalmıştı. Cinsiyet değişikliği operasyonlarını bir yana koyun, büyük estetik operasyonlar geçiren insanlarda bile daha fazla kişilik değişikliği olurdu ve herhalde böyle bir durumda kimse bu kişilerin yaşamının bir kesintiye uğradığını düşünmezdi. Neyse, kısa zamanda yeni vücuduma o kadar alıştım ki onun yeni özellikleri artık aklıma bile gelmiyordu. Aynadaki yüz kısa zamanda çok tanıdık oldu. Bu arada bu yüzün de tepesinde antenleri vardı ve beynimin hala yaşam destek ünitesinde olduğunu öğrenmek beni şaşırtmadı.

Eski dostum Yorick'in bir ziyareti hakettiğini düşündüm. Ben ve yeni vücudum, ki ona artık Fortinbras diyebiliriz, beni değil aslında kendilerini kutlayan teknisyenlerin alkışları arasında o tanıdık laboratura girdik. Bir kez daha kavanozun önünde durdum, zavallı Yorick'e baktım ve bir kez daha kahramanca çıkış bağlantılarını kapatan düğmeye bastım. Sıradışı hiçbirşey olmadığındaki şaşkınlığımı siz tahmin edin. Ne baygınlık, ne baş dönmesi nede başka farkedilebilir bir değişiklik. Teknisyenlerden biri acele ile düğmeyi açtı ama ben gene hiçbir değişiklik hissetmedim. Bir açıklama istedim ve proje yöneticisi istemeye istemeye anlatmaya başladı. Anladığım kadarı ile daha ilk ameliyetı bile yapmadan benim beynimin bilgi işlem yapısını ve işlem hızını aynen simüle eden büyük bir bilgisayar programında beynimin bir kopyasını yaratmışlardı. Ameliyettan sonra, beni daha Oklahama'ya göndermeye cesaret etmeden önce bu bilgisayar sistemini Yorick ile yan yana çalıştırmışlardı. Hamlet'ten gelen tüm sinyalleri aynı anda hem Yorick'e hem de bu bilgisayara gönderilmişti. Vücuduma, yani Hamlet'e sadece Yorick'ten gelen sinyaller gönderilmiş, ve nedenini anlamadığım şekilde 'Hubert' adını verdikleri bu bilgisayardan gelen sinyaller de Yorick'ten gelen sinyallerle karşılaştırılmıştı. Günlerce hatta haftalarca bu iki sistemin çıktıları aynı idi. Bu tabii ki tam anlamı ile beyin yapısını kopyalamayı başardıkları anlamına gelmiyorsa da, bu deneyden çıkan sonuç bu savı büyük ölçüde destekler görünüyordu.

Hubert'in girdileri ve dolayısı ile de aktivitesi benim vücutsuz kaldığım günlerde de paralel idi. Şimdi de, bunu kanıtlamak için, vücudumun (tabii ki Hamlet'in değil, Fortinbras'ın) kontrolünü Hubert'e vermişlerdi. (Öğrendiğim kadarı ile Hamlet yeraltındaki mezarından asla çıkamadı ve herhalde şimdi toprak olmuştur. Mezarımın başucunda hala yanında koca harfler ile Sü-T-Y-Ay yazan kocaman terkedilmiş bir cihaz var. Gelecek yüzyıllardaki arkeologların, atalarının ölü gömme ritüelleri hakkında merakla araştıracakları bir bilmece.)

Laboratuardaki teknisyenler bana ana düğmeyi gösterdi. Üzerinde Beyin için 'B' (beynimin adının Yorick olduğunu bilmiyorlardı) ve Hubert için 'H' olan iki konum vardı. Düğme gerçekten de H konumundaydı ve bana eğer istersem düğmeyi B konumuna alabileceğimi söylediler. Kalbim ağzımda (ve beynim kavanozda) olduðu halde bunu yaptım. Hiçbirşey olmadı. Sadece bir tık sesi. Hepsi bu. Dediklerinin doğru olup olmadığını anlamak için ana düğme B konumunda iken Yorick'in çıktılarını kapatan düğmeye bastım ve tabii ki bayılmaya başladım. Yorick'in çıktıları tekrar eski halihe getirilip kendime gelmeye başladığımda ana düğmeyi bir o tarafa bir bu tarafa çevirerek oynamaya başladım. Düğmenin tık sesinden başka hiçbirşey duymuyordum. Bir cümleye başlıyor ve tam ortada düğmeyi çeviriyor ve Yorick'İn kontrolü altında başladığım cümleyi bir duraklama yada ton değişikliği olmadan Hubert'in kontrolünde tamamlıyordum. Artık bir yedek bir beynim vardı. Bir gün Yorick'in başına bir sorun gelirse çok işe yarayabilecek bir protez. Yada alternatif olarak Yorick'i yedek tutup Hubert'i kullanabilirdim. Hangisini seçtiğim pek farketmiyordu çünkü vücudumun bütün yorgunluğu ve yıpranması, ister buna sebep olan isterse de çıktıları boşa giden olsun, her iki beyin üzerinde farklı bir etki yaratımıyordu.

Devamı için tıklayınız.

Bilişsel Bilim Sitesi. Katkıda bulunmak isterseniz editorbilissel.net adresine yazabilirsiniz.