|
Plasebo etkisi üzerine yapılan son araştırmalar beynin iyileşme
üzerinde ne kadar büyük bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Ve bu
da gelecekte tıp bilimine olan yaklaşımı tümden etkileyebilir. Jorg
Blech'in haberi....
Dr. Zubieta hastasının birazdan kendini
daha iyi hissedeceğinden çok emin. "Ona acısını dindirecek bir
iğne yapalım", dedi bir yandan saçını okşarken. Ama ağrı kesici
verilmeden önce Nörolog Jon Kar Zubieta hastasına kendini nasıl
hissettiği hakkında kapsamlı sorular sordu. Hasta Michigan Üniversitesi
Kliniğinde emin ellerdeydi. IV'ün doğru olarak verildiğinden
emin olmak üzere bir hemşire hazırdı ve yan odadaki teknisyenler
kalp atışından kan basıncına kadar tüm verileri izlemek üzere
monitörlerinin başındaydılar. Geriye sayım başlıyor ve şeffaf
bir sıvı IV'den geçerek hastanın damarına akıyor. Hasta gözlerini
kapıyor ve soru:"Ağrısı azalacak mı?" Tıbben, umut yok gibi
çünkü verilen bir ağrı kesici değil. Hastanın vücuduna akan
sadece tuz içeren bir sıvı. Hasta bu deneyde tamamen habersiz
olduğu önemli bir rol oynuyor. Araştırmacıların üzerinde çalıştıkları
konu "Plasebo Etkisi". Neden hastalar ilaç aldıklarını düşündüklerinde
gerçekten daha iyi hissetmeye başlıyorlar? Neden hasta kişiler
genellikle aldıkları gerçek ilaç olmadığı halde iyileşebiliyorlar? |
 |
Bu sorulara cevap bulmak Dr. Zubieta'nın ana amacı. Kliniğindeki
hasta aslında tamamen sağlıklı ve deneylere katılması için kendisiyle
birkaç yüz dolara anlaşma yapılmış bir denek. Deneğe, yeni bir ağrı
kesicinin ön denemelerinde kullanılacağı söylenmiş. Ağrı kesicinin
etkisini ölçmek üzere deneğin çene adalelerinde iğneler yardımıyla
hafif bir ağrı yaratılmış. Şimdi bu ağrı 4 dakikalık zaman aralıklarıyla
verilen tuzlu su ile "iyileştirilmeye çalışılıyor. Zubieta ve çalışma
arkadaşları da bu arada hastanın beyninde olup bitenleri inceliyorlar.
Bir EEG aygıtı yardımıyla vücudun doğal ağrı kesicilerinin ve endorfinlerinin
beynin alıcıları ile nasıl bağlantı oluşturduğunu inceliyorlar.
Öyle görünüyor ki, telkinin gücü beyinde biyokimyasal cevaplar oluşturuyor.
"Beklenti vucütta gerçek değişimlere neden oluyor", diyor Zubieta.
Turin Üniversitesinden Fabrizio Benedetti de telkinin gücü üzerinde
çalışıyor. O ve arkadaşları Parkinson hastalığına yakalanmış kimseleri
tedavi etmişler. Normalde bu hastalığın kurbanlarının beyinlerinin
bazı bölümlerinde nöron faaliyetlerinde belirgin bir artış gözlemleniyor.
Bu da ellerin titremesine neden oluyor. Benedetti de hastalarına
tuzlu bir sıvı veriyor ancak bunun çok etkili yeni bir ilaç olduğunu
söylüyor. Bu hastalar o derecede ikna oluyorlar ki, beyinlerindeki
artmış nöron faaliyetinde dikkat çekici bir düşüş oluyor. Sonuç
olarak da, ellerin titremesi kesiliyor.
Bu deneylerde edilen bulgular bir takım sonuçlara varmayı mümkün
kılıyor. Vücudun kendini iyi etme mekanizması var ve bu mekanizma
tıbbi ya da psikolojik yollardan aktive edilebilir. Hasta insanların
ilaç almalarından, ameliyat geçirmiş olmalarından ya da bir terapist
ile görüşüp görüşmemelerinden bağımsız olarak imajinasyonun gücü
ilaçların tetiklediklerine çok benzeyen bir takım mekanizmaları
tetikliyor.
Öyle görünüyor ki, plasebo etkisi tıptaki en önemli etkilerden biri
olmaya aday. İkinci Dünya Savaşı sırasında morfin bittiğinde doktorlar
hastalarına tuzlu su iğnesi yapıyorlardı. Morfin aldığını düşünen
hastalar kısa süre içinde çok daha az acı hissediyorlardı.
Bir başka deneyde sabah bulantılarından şikayet eden hamile kadınlara
doktorların bu sıkıntıları gidereceği konusunda garanti verdikleri
haplar verildi. Gerçekte bu ilaç kusmayı tetikleyen bir ilaçtı.
Yine de kadınların büyük bir bölümü ilacı kullandıktan sonra çok
daha iyi hissettiklerini ve midelerinin sakinleştiğini rapor etti.
Plasebo etkisi ilaca üretiliş amacının tersine bir etki kazandırmıştı.
Açıkça görülüyor ki, plasebo etkisi tüm tıp alanını kapsamakta.
Bunun ne oranda olduğu ise tartışılıyor. Kardiyolog B. Olshansky'ye
göre plasebo etkisi tüm tıbbi etkileri % 30 ile % 40' ına katkıda
bulunuyor. Buna rağmen plasebo etkisi doktorlar arasında fazla popüler
değil. Öncelikle yeni tıbbi yaklaşımlar plasebodan daha güçlü etkiler
yaratabiliyor. Ayrıca kim ister ki başarısının hastanın imajinasyonuna
bağlı olduğunu duymak.
Essen Üniversitesi Tıp Psikolojisi bölümünden Manfred Shedlowski'nin
belirttiğine göre yakın zamana dek doktorlar plasebo etkisi ile
alay etmekteydiler. Ama artık görüyoruz ki, merkezi sinir sistemimizin
bir stratejisi söz konusu olan. Bu etkinin sinir sisteminde biyoljik
bir kaynağı var ve vücutta ölçülebilir değişimlere neden oluyor.
Tabii araştırmaların tek nedeni merak değil. Psikolog ve doktorlar
plasebo etkisinin hastalıkların iyileştirilmesinde kulanılıp kullanılamayacağını
daha sık olarak sorgulamaktalar. Şimdilerde geleneksel homeopati
ve akupunktur gibi tedaviler yeni bir ışık altında inceleniyor.
Tedavi tıbbi acıdan bilimsel görünmese bile eğer vücudun doğal iyileşme
gücünü aktive edebiliyorsa çok etkili olabiliyor. Eğer hastaya umut
verilirse vucut daha iyi savaşıyor.
 |
Bilimsel açıdan merak uyandıran bir bşka konu da vücut ve
ruhun rolü ve bunların insan doğasında ne şekilde bağlantı
da olduğu... Düşünceler ve duygular vücuttaki fiziksel süreçleri
etkiliyor. Ama bu ikisinin nasıl bir etkileşim içinde olduğu
bir sır. Plasebo etkisi araştırmacılarının da ortaya çıkarttığı
gibi umut ve güvenin vücudun kendi ağrı kesicilerini harekete
geçirdiği ilk beyin bölgeleri belirlenmiş durumda. Zubieta'ya
göre beynin söz konusu bölgeleri hastalık ve strese karşı
mekanizmaları da harekete geçirebilecek güce sahip. Bu da
bazı bilimsel olmayan yaklaşımları vücudu nasıl pozitif etkileyebildiğini
açıklıyor.
İşte bu gelişmler ışığında bir çok eski teorinin yeniden
tozları alındı ve ikinci bir kez elden geçirilmeye başlandı.
10 yıl önce Elaine ve Arthur Saphiro pozitif düşüncenin iyileştirici
güce dönüşebilme kapasitesinin kökenlerini evrimsel genetikte
aramışlardı. Depresyon ve umutsuzluğu yararlı birşeye dönüştürmeyi
başarabilenler genetik bir üstünlük elde ediyorlar.
Garip olan ise şu: Araştırmacılar bu alanda gittikçe daha
çok çalışmalarına rağmen, konunun tıbbi hayatta gittikçe daha
az üstünde duruluyor olması. Araştırmalar gösteriyor ki, doktor
hasta ilişkisi ortalama olarak 18 sn sürüyor. Bu da iyileşme
duygularının uyanmasına zaman bırakmıyor. Hastalar muayene
ediliyor ama hiç kimsenin onların ellerini tutacak zamanı
yok.
|
Gerçekte doktorlar negatif bir yorum ile hastaların
umudunu da ortadan kaldırabiliyor. Buna da nosebo efekt adı veriliyor.
19.yy da doktorlar domatesin zehirli olduğunu iddia etmişti. Hemen
arkasından yüzlerce kişi domates zehirlenmesi tedavisi için hastanelere
akın etti. Ancak nosebo efekt daha da ileri gidebiliyor. Normalde
insanlar ilaç almadan önce ekteki prospektüsü okumak zorunda. Ancak
hastalar bu prospektüste yazılı olan yan etkileri hemen yaşamaya
başlıyorlar. Kendini doğrulayan bir kehanet vakası diyebiliriz buna.
Örneğin, beta blokerların yan etkileri hiç bir zaman doğrulanamadı
ancak hastalar sık sık bunlardan şikayet etmekteler. Doktor, hasta
ve ilaç ilişkisi oldukça karışık bir ilişki. Bir zamanlar örümcek
ağları, yılanlar ilaç olaç olarak satılmaktaydı. İspanyol doktorlar
sıtmaya karşı şarap ve kırmızı biber kürü yazarlardı. Eski Roma'da
anne sütü kalp hastalıklarına karşı etkili kabul ediliyordu. Viktoria
çağında hastalardan kan alınıyordu- çoğu da bu yüzden hayatlarını
kaybetmişti. Ama yine de doktorlar, özellikle de en garip yöntemleri
kullananlar saygı görüyordu. Shapiros bu durumu şöyle açıklıyor:"
Doktorun kendisi plasebo etkisi sağlıyor." Bu bugün de doğruluğunu
koruyor. 1950'lerde doktorlar angina pektoris hastalığını göğsü
açıp belirli bir damarı tıkayarak tedavi ediyorlardı. Bu tıkama
sayesinde kalbe daha fazla kan geleceği konusunda da hastalara garanti
veriyorlardı. Gerçekten de, hastalar daha iyi hisediyordu ve bu
operasyon kalp hastalıkları alanında bir standart haline gelmişti.
Bugün de en sık rastlanan operasyonlardan biri plasebo etkisine
dayanıyor gibi görünüyor. Genellikle diz eklemi harap olduğu zaman
doktorlar ameliyat öneriyorlar. Diz kesilerek açılıyor, düzgün olmayan
yüzeyler düzeltiliyor ve yaklaşık 10 lt su kullanılarak içerideki
parçacıklar yıkanıyor. Huston'daki Veteran Affairs Tıp Merkezi'nin
doktorlarından ortopedi cerrahı Bruce Moseley bu işlemin plasebo
bir işleme göre daha etkili olup olmadığını merak etti. 180 hastayı
gelişigüzel iki gruba ayırdı. Kimin hangi gruba ait olduğunu mühürlenmiş
zarflardan, ameliyattan birkaç dakika önce öğrenmekteydi. Birinci
gruba standart uygulama yapıldı. Plasebo grubundaki hastalar ise
iğneyle sakinleştirildi, güçlü bir ağrı kesici verildi ve Moseley
dizlerinde 3 adet küçük kesik yaptı. Bacağı oynattı ve asistanı
kovalar dolusu su boşaltarak mümkün olduğunca gerçekçi bir ameliyat
ortamı yaratmaya çalıştı. Tüm hastalar hastanede 1 gece geçirdikten
sonra taburcu edildiler. Hiçbiri dizlerine ne olduğunu öğrenmedi.
Birşey de farketmedi. İki yıl sonra hemen hemen hepsi müdaheleden
memnundu ve büyük bir bölümü , ameliyat edilmiş ya da edilmemiş
olmaktan bağımsız olarak, ağrılarının geçtiğini belirtiyordu. Moseley
bu araştırmanın sonuçlarını New England Journal of Medicine'de yayınladı.
Yine de sadece Almanya'da bu operasyonlardan yılda 190.000 adet
yapılmakta. Plasebo etkisi elde etmek için oldukça pahalı bir yöntem.
Hastalar tedaviye belirli kalıplar içinde cevap veriyorlar. Tedavi
ne kadar çok ve uzun olursa plasebo etkisi de o kadar güçlü oluyor.
Markalı ilaçlar jenerik ilaçlara göre daha etkili oluyor. Bir tabletten
günde 4 adet almak, 2 adet almaya kıyasla daha etkili oluyor. Kapsül
ne kadar büyükse etkisi o kadar güçlü oluyor. İğne ve operasyon,
hapla tedaviye göre daha etkili oluyor. Plasebo etkisi araştırmaları
devam ettikçe tıp üzerinde daha fazla etki yaratmaya devam edecek.
Klinik görüşmeler yakında daha farklı organize edilecek. Hastaları
ile konuşmaya zaman ayıran doktorlar daha iyi sonuçlar elde edecek.
Kalp uzmanı Dr. Olshansky'nin Journal of American College of Cardiology'de
yeni yayınlanan makalesine göre tüm tedavi uzmanları hastalarının
nörobiyolojisini doğrudan etkilediklerini kabul etmek zorundalar.
Soğuk, duyarsız, mesafeli bir doktor nasebo etkisi yaratır. Diğer
yandan, gerçek paylaşım sadece tıbbi bir tedaviden daha değerli
olabilir.
Kaynak : Openskies, Ekim 2007
|